adopt your own virtual pet!
ADSIZ SOKAKTASIN... - Blogcu



ADSIZ SOKAKTASIN...

30/7/2008 - KRONİK AŞK AĞRISI

 

 

 

     ağrısı tuttu dizlerimin
     ah bir görsen,
     yürüyüşüm aynı sen 

     sadece sağanak değil o,
     gökyüzünden çözünen
     önce başa, sonra ayağa...
     söyle, dost musun, yoksa düşman mı?
     netameli hastalığım aşk!
     bu ezberlediğimiz kaçıncı sokak?
     ben bilemedim de...
     kaç kaldırım eskittik birlikte?

     aradan uzun yıllar geçse de;
     yürüyüşümden tanırsın sen yine de
     kızıla boyadım duvarları,
     ölümüm oluyor bazı bazı
     saçlarının o çay kokusu;
     ayık bırakmıyor odada hiçbir canlıyı
     eğer böyle devam ederse duvarlar
     mum ışığından bir öpücük konduracam yanağına
     zamana karşı kürek çekicem,
     gözlerimi bir menekşe gibi diktim cama
     yağmur varsın, yalasın penceremi
     kaparım perdemi, gene de çizerim resmini
     varsın da, acıtsın o canımı
     benim tek avuntum, dizlerimdeki aşk ağrısı
     ah bir bilsen, ruhum en az sen kadar kırılgan
     akılsız aşkın cezasını, ayaklar çekiyor bir tanem
     ah bir görsen,

     yürüyüşüm aynı sen

 

 

    LAL

 

     Kimin gülüşünden arttırıp da gelmiştin
     sahte aşkının aylaklığını
     yanına kalır sandığın gözlerinin
     akdeniz sıcaklığını,
     hangi gece nöbetinden devralıp da
     yanıma gelmiştin ¿
     Yazık, şimdi anlıyorum
     ödünç aldığın masumiyetin
     çekip giderken bıraktığı sözcükleri.
     Meğer, devriye gezen bir aşkın
     nöbetine tutulmuş yüreğim.

     Yüzümde kahpeliğine bulanmış
     simsiyah bir acı…

     …
     Çoktandır hüküm vermiyorum
     damarlarımdan akan ihanete
     ve lâl olup susuyorum
     ardımda, anlamın kırıldığı ölümcül bir sancı

 

    PERDELER

     kargalar kahvaltısını etti bile
     şimdi kusma zamanıdır
     “mekan-sızım" mekan eder mi satır aralarımı
     dilinin ucundayım tükürse gök gürler
     yağarım ,akarım
     bir merdiven dibinde birikip boşa çoğalırım.....
     şansıma ve gelme ihtimaline zar atıyorum
     şans işte yere düşmüyor ki...
     tek avuntum; aşkta kazanırım…

     yudumluyorum gözüm renginden; sade ve şekersiz…
     nefes aldıkça tütün bitiyor.
     hüzün gözlerime, sus dudaklarıma bulaştı
     kazı kazı çıkmıyor yosunsuz…

     Mevlana’nın dilinden sesleniyorum
     yine de gelmiyorsun
     Hayyam’

     pencere önündeyim yollarını gözlüyorum.

     Adın okunuyor da yazılmıyor kağıtlara
     Sesim kısıldı sana seslenmekten
     Vazgeç Van Gogh olmaktan
     Dudaklarımı veririm karşılığında
     Duy artık....

     Hala orda mı sana verdiğim sır?
     İyi sakla pamukçuklara sar
     Kırılmasın ince beli, sarmasını bil

     Süre bitti
     alt yazı geçiyor;
     “kağıt ve kalemi elçi gönderdim, bana zeval olmaz.
     derdimi bir onlar bilir de yarama merhem olmaz.
     şimdi tutunabileceğim tek dal;
     gölgesinde sen olmayan bir ağaçtan geri kalan kağıt ve kalem.
     kirpiklerinin gölgesi düşsün yüreğime. seni yazmadan olmaz....”

     işte tam burada kafiyeler terki diyar eyler
     perdeler kapanır alkışsız ………….

 

 

 

ın dilinden sesleniyorum
     kendimden başkası kalmıyor

     söyle “zamansızım” ben senle ne yapayım???

     Kapılarımı kapasam diyorum……
     Dışarıdaki kolu bırakıyorum bir
     belki gelirsin???
     menteşeleri gıcırdıyor kullanılmamaktan
     söküyorum tek tek vazgeçtim kapamaktan
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/3/2008 - İNTİ-HAR

    

     ikiyüzatmışbeşaydır
     yaşıyorum.
     yedibindokuzyüzellibirincigün
     bugün…
     yüzdoksanbinsekizyüzyirmidörtsaattir
     varım!
     onbirmilyondörtyüzkırkdokuzbindörtyüzkırkdakikadır
     seni düşünüyorum
     altıyüzseksenaltımilyondokuzyüzatmışaltıbindörtyüzsaniyedir
     aklımdasın
     röntgenodasındanyazarlığa
     anarahmindenmezarlığa
     birkahramanınkılıcındakikansarhoşoluncaya
     tırnağımdakişelale
     cadillağınvitesindenintiharedene
     veburundeliklerimdensarkıtıpbukahrolasıyaşamı
     Tanrınınhuzurunapostalayanakadar
     bitişikyazıyorum

     bitişikyaşıyorum..  

 

         

                                                                 

   NEFESSİZ ŞİİR

     Ne yalnız,
     Adımın geçtiği her cümle.
     İçtiğim her bardak su,
     Hidrojenli, oksijenli.
     Kestim ben de şah damarımı.
     Belki değişir hayat,
     Duyar birisi yalnızlığımı diye.
     Duymadılar,
     Görmediler.
     Kasten,
     Pusulu, buğulu bir akşam,
     Aralık’ta öldürdüm kendimi.
     Dışarısı soğuk olmalı,
     Kalorifer petekleri acım gibi.
     Kaç bahar vardı yaşanacak,
     Kaç mutluluk,
     Kaç hüzün…
     Sussun diye yalnızlığım,
     Öldürdüm kendimi.
     Artık,
     Faili yalnızlığım olan,
     Meçhul bir cinayetim.
     Cin(ayet)im…

 

 


   KIRMIZI MIYIM ŞİMDİ?
     önce ince bir çentik atacaksın..
     gırtlağımın 3 parmak kadar sağına,
     neşter ile..
     dikkat et derin kesme,
     hemen ölürüm,
     yaşayamazsın cinayetimi..
     yavaş yavaş sağ göğsümün üzerine
     damla damla akan beni gör...
     ne kadar kırmızıyım değil mi?
     en sevdiğin renk kadar...
     en sevdiğin..
     en sevmediğin ben,
     en sevdiğin kırmızıydı..
     bir renk kadar kırmızı mıyım şimdi?
     seviyor musun beni?
     duyar gibiyim, hafifliyorum bir yandan da
     ruhum boşalıyor gibi...
     Evet...

     Yokuş aşağıya giden,
     frenleri boşalmış bir kamyon gibi seviyordum seni..
     dikiz aynasına baktığımda
     bende bıraktığın izleri gördüm...
     Evet, seviyordun beni..
     Ama ne kadar geç değil mi?
     seviyorum demek için
     en sevdiğin renge bulanmışken,
     cinayetten hemen sonra
 


 

 

   VUSLAT EKSPRESİ
     Bir tren çiz şimdi.
     Şöyle pembe mi pembe!
     Tek vagon, tek koltuk, tek durak.
     Sonra rayları çiz.
     Durağa beni ekle.
     Hüzünlerimi, özlemlerimi, yalnızlığımı da.
     Sil benden sonraki rayları,
     Öfkeni, karamsarlığını, düşmanlığını da.
     Ve yanına anılarımızı, mutluluklarımızı, ağlamalarımızı al.
     Bin trene.
     Vuslat ekspresi olsun adı
     Vuslatın da ben!

   PERVASIZ

     Kimsenin bilmediği bir satranç açılışı
     Gözleri solgun
     Gülümseyince durgun
     düşüncesiz
     Şair!
     Kimsenin bilmediği bir ülke kralı
     Özetini karalarken bedenlerin üzerine
     dikkatsiz
     Umutsuz, umarsız
     Keskin
     Yazgısız
     Kaleminden kaçarken içine hapsolduğum
     Dudaklarının bittiği yerde ölü bulunduğum
     Şair
     Sırrını çalıyorum
     Adının içinden bir harfi atıyorum
     Geriye kalanın tadına bakıyorum…..

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/3/2008 - CEHENNEM SÖYLENCESİ

      Tekâmül Yasası gereği tutukluyorum seni.
      Göz yaşlarınla vaftiz edeceğim acılarımı, 
      yanlış çıkarılmış tüm kasıtlı günahlarına inat,
      aforoz etmeyeceğim ihanetini geçmişimden!

      Yazabilirsen...
      İki büklüm satırlar yazacaksın Golgotha Yolu’na,
      çekilmiş kanınla,
      sırtında hain ter’k’in...

      Cehennem söylenceleri okuyacak sana,
      paçavra giydirilmiş mülteci melekler.
      Çanlar intikam çalacak,
      zangocun avuçları patlayacak şevkinden...
      En az sözlerin kadar düzmece peygamberler
      yeni bir kitap yazacak kötü’cül tanrına...

      Kalırsa, renksiz bir ikon kalır senden,
      çürümeye yüz tutmuş bir şapelin
      nemli duvarlarında...
      Yo,
      hayır,
      umutlanma;
      sen,
      göğe yükselemeyecek kadar ağırsın!
      Deccal kurtarsın seni... 

      Amen!

     

     CELLAT HESAPLAŞMASI

      siz 
      korsuzluk hükmü giymiş yıldız gibisiniz
      siz
      yıldızsız gecenin
      karanlık ticaretindesiniz
      aklınızda
      yüzde bin faiz
      kârınızı
      bebelerin kanından edinirsiniz
      siz efendilerimiz
      leşten beslenenlersiniz
      adınızı demeyeceğim
      sizleri
      akbabalara
      çakallara benzetmeyeceğim
      siz
      onların da kanını emensiniz
      boş kalınca elleriniz
      kendinizi idam edersiniz


     KUT TARİHİ

      siler sabah
      içine sinmiş saklı sövmeleri
      bir anne ağlar
      su gibi
      bir kader boyar geçmişi
      şaşırır tek olduğuna
      tanrılardan biri
      sonra delirir yaşam
      artık her gün bayram

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/9/2007 - Sanaymış Meğersen, Attığım Çocuksu Adımalrım

Nisana dair sıradan bir pazar günüydü...Bahar coşkusunda gökte uçan kuş misali, güneşte bu kentin sokaklarına kanat germişti. Daha dün gece uğurlanmıştım, yaşamış olduğum bir yılı.Ve üzerime çöküverdi yeni yaşamın acemiliği. perdemi araladım yeni yaşamın ilk günü merhaba diye bilmek için.....MERHABA çocuk hevesimi takıp takıitıkmamı yüzüme vuruorduyağmurun serinliği.....Çocuk adımlarımla arşınladım bu kentin sokaklarını.Cıvıl cıvıl çocuk seslerinin yükseldiği parka doğru götüyordu beni, adımlarım.

 

Ayaklarım yere deymesine rağmen salıncakta sallandım, çocukları seyrettim, yeril çimenlerin üzerine uzanıp yağmur yüklü bulutlarıngeçiş merasimini seyrttim....

 

Derken bir yağmur damlası, yüreğimin tamda orta yerine düşüverdi.....

 

Ben yağmuru bekliyordum sen hoşgeldin...

 

Hoşgeldin....

 

Hayatın en masum yanı, hoşgeldin.....

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/6/2007 - KAR YAĞIŞI

 

   Yanlızlığın sesinden bir resim yaptım

   Kararan kalabalıklardan süzdüm ışığını

   Akşamüstüyle boyadım vazgeçen ağzını

   Parmaklarını uzattım gece suları gibi ıssız

   Salkım söğütlerden bir beden çizdim usul

   Hiç bir rüzgarın duruşunu bozamadığı

   Bütün yağmurları topladım yapraklarına

   Sonra tüm yolcuların silindiği bir ufuk

   Örttüm kakülleriyle alnının üşümesini

   Puhu kuşlarının avazını yerleştirdim dudaklarına

   Uzanıp uzanıp öptüm sonra acıyla

   Gözlerini kapalı çizdim görmesinler diye kimseyi

   Maden görmeyecekler bundan sonra beni

 

   Astım saçlarından adamın boşluğuna......

 

   Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar

   Geçmedi üşümem

   Ben bir aşkın kış yağışından geliyorum

                                                       Şükrü Erbaş

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yargılamaları bitsin artık şu kitlelerin,İnsafınız yok madem,infazınız gelsin...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

lawinia
infernoo
ferit erat
Gothic Tanrica
Blogcu Yardım
bennns
mikrobuzz
benhaladeliyim
duman61



Create a Lava Lamp



Create Your Own Countdown